Guzel cocuk & cirkin evlat

Guzel cocuk & cirkin evlat

Kral mezarlari / Dalyan

Kral mezarlari / Dalyan

"Nefse ve onu dizayn edene, sonra ona kötülük ve erdemini ilham edene andolsun ki; nefsini arındıran kurtulmuştur." (91:7-8-9)
Film: A.I. Artificial Intelligence

"Nefse ve onu dizayn edene, sonra ona kötülük ve erdemini ilham edene andolsun ki; nefsini arındıran kurtulmuştur." (91:7-8-9)

Film: A.I. Artificial Intelligence

Anonim şöyle sordu:

insafsiz misin be karrrrdesim? sen cok hosuma kaciyorsun gerçekten de. ya im kan siz biliyorum ama seni cok seviyorum sevgiler ziegcim.


necati abi?

biri de ramazan programı öncesi keman çalsın, piyano çalsın arkadaş. şu güzel alete küstük sizin yüzünüzden.

sahur vakti balkonda ceviz kırıp yiyen adamdan insana zarar gelmez.

sahur vakti balkonda ceviz kırıp yiyen adamdan insana zarar gelmez.

ruyeasiman:

ah nasıl güzelsin.

tayyib.

kuran; arapça’da temiz, hoş, iyi anlamlarına gelen bu kelimeyi, yaşanabilir ideal bir toplumun sahip olması gereken özellikleri anlatırken kullanılır.

ideal bir toplumun sahip olması gereken özellikler nelerdir?
- temiz çevre (beldetun tayyibe / 54:15, 9:72)
- temiz hava (rihin tayyibe / 10:22)
- temiz/güzel söz (kelimetin tayyibe / 14:24)
- temiz/sağlıklı gıda (şeceretin tayyibe / 14:24)
- temiz/hayırlı nesil (zürriyeten tayyibe / 3:38)
- temiz toplum / temiz hayat (hayatun tayyibe / 16:97)
- temiz/güvenli binalar (mesakine tayyibe / 61:12)
- temiz/sağlıklı iletişim (tahiyyeten tayyibe / 24:61)

insanca yaşanabilir bir toplumun bütün unsurlarını, kur’an bu terimler üzerinden vermekte ve insanları böyle bir yaşam kurmanın mücadelesine çağırmaktadır." - diyor şaban ali düzgün, "sarp yokuşun eteğinde insan" isimli kitabında.

peki biz bu maddelerin hangilerine sahibiz, hangilerini hayata geçirebilmişiz?
açık konuşmak gerekirse güzel abim; bizde ne yazık ki sadece “tayyib” var.
ve bir de ideal toplum hayali…

Anonim şöyle sordu:

kurana mesafeli olan ya da hiç okumamış insanların çoğu şeriat istemiyorken, islam adına yapılan eylemleri pek haklı bulmuyorken, dini hep yoruma dayalı yaşıyorken, düşüncesine, duygularına göre
yorumlarken, kuran okuma oranı daha yüksek olan ülkelerde şeriat var. kurana
daha hakim ülkelerde tasavvuf gibi yumuşatılmış, uhrevi anlamlar yüklenmiş ne var ne yok pek itibar edilmezken, kuranın az okunduğu, müslümanların yoğunlukta olduğu ülkelerde ise bu akımlar/düşünceler daha
yaygın oluyor. benc


selam.

bir toplumun bir madene/cevhere/nimete sahip olması, o toplumun o nimetten istifade ettiği anlamına gelmez. örneğin afrika tam bir elmas cennetidir. gelgelelim, yeryüzünün en fakir coğrafyasıdır da aynı zamanda. zenginlik ve refah getirmesi gereken nimetler, o toplum için ters etki yaratarak zulüm ve köleliği doğurabilir. peki bunda elmasın bir suçu var mıdır? veya, ortadoğu’daki petrol müdür bunca savaşın nedeni? petrol olmasaydı ortadoğu refah içinde yaşayabilir miydi sence?

hayır canım benim, elbette hayır.

"kuran’ın en çok okunduğu ülkeler" tanımın öncelikle yanlış. aynı "%99’u müslüman türkiye" tanımı gibi. böyle bir şey yok.
islam ülkeleri olarak bahsedilen ülkeler (ki buna türkiye de dahil), islam’la uzaktan yakından alakası olmayan ülkelerin başını çekiyor. her biri kendi siyasi çıkarına uygun bir mezhebe sarılmış, o mezhebi destekleyen uyduruk rivayet ve hadis çöplüğünü kendisine din edinmiş, “inandık” deyince müslüman olduğunu zanneden zalim toplumlar. neden zalim diyorum, çünkü bu toplumlar kuran’ın “zalim” tanımına birebir uyuyorlar. “şirk en büyük zulümdür” der kuran, lokman suresinin 13. ayetinde. tüm kavramlar öyle yerle bir edilmiş ve öyle bir içi boşaltılmış ki, şirk denince muallakta kalmış bir tanım beliriyor zihnimizde. müşrik, putperest denince sanki heykellere tapan, güneşe tapan mitolojik karakterler beliriyor gözümüzün önünde. oysaki canım kardeşim, kuran’a göre, şu an kendisine müslüman diyenlerin en az %51’i müşrik. “iman edenlerin çoğu allah’a şirk koşmadan iman etmezler” diyor yusuf suresi 106. ayette. şirk ne demek, müşrik ne demek? adam allah’a inanıyorum diyor; ama allah’ın tüm vasıflarını oy verdiği partinin liderine yakıştırıp onu dokunulmaz kılıyor, kula kulluk ediyor, uğruna ölüyor öldürüyor. adam allah’a inanıyorum diyor; ama ideolojisini kendisine din edinmiş, o ideolojiyi eksiksiz kusursuz zannediyor. adam allah’a inanıyorum diyor; hesap günü yokmuş gibi hak yiyor, hırsızlık yapıyor, yalan söylüyor, ilahlık taslıyor. müşriklik işte bu sevgili dostlar, a canını yediklerim, güzel kardeşlerim.

bu, “en çok kuran okuyor” dediğin islam coğrafyası ne yapıyor biliyor musun? müslümanım diyor ama yukarıda saydığım şeylerin tamamını ve daha da fazlasını yapıyor. bilgiyi, bilimi, aklı devre dışında bırakmış; ne kadar saçmalık varsa din zanneden kuran’dan uzak bir coğrafya burası. türkiye de buna dahil. dahası allah’ın elçisini bile, “kainatın efendisi” diyerek allah’a ortak yapan ve onun adına envai çeşit yalan ve iftira üreten zalim toplumlar bunlar. ve bu zalim toplumlar ürettikleri zulmün acı meyvesini yiyorlar. kendi elimizle yaktığımız ateşin içinde helak oluyoruz. “zalim toplumlardan başkası helak edilir mi hiç?” der kuran, enam 47. ayette. kuran’da bahsedilen helak anlatımlarını lütfen gözden geçirin. hepsi mutlaka esaslı bir zulüme dayanmaktadır. biz zannediyoruz ki, bu toplumlar keyfekeder helak edilmiş; deprem olmuş yerin dibine girmiş, vay efendim tsunamide boğulmuş, kafalarına şimşek çakmış hepsi toptan ölmüş. hayır kardeşim, öyle değil. helak süreci öyle basit bir süreç değil. yıllar süren, kademe kademe toplumu kendi içinde yok eden bir süreç. türkiye de bu helak sürecini yaşayan ülkelerden bir tanesi. 20 yıl sonra türkiye diye bir ülke kalır mı sizce?

diğer taraftan, islamla anılmayan fakat yaşayış şekli itibarıyla gayet islami olan ülkeler var. hak ve adaletin, barışın yaşandığı; temiz havasından suyuna kadar tüm nimetleri en güzel şekilde koruyup kollayan, allah’ın yasalarına saygılı ülkeler var. bizim gibi malzemeden çalarak yaptığı binayı allah’a havale eden, bina yıkılınca da “kader” diyen değil; statiği ve allah’ın tüm yasalarını ciddiye alarak 9 şiddetindeki depreme dayanan bina yapan toplumlar var. yöneticilerinin en ufak bir yolsuzluk iddiasında istifa ettiği onurlu toplumlar var. ya siz ne zannetmiştiniz? “biz islamız” deyince islam olduk mu zannetmiştiniz? “insanlar, sadece ‘inandık’ demeleriyle, hiç sınanmadan bırakılacaklarını mı sanıyor?” diyen ankebut suresinin 2. ayetini hiç görmemişiz ki, bilmiyoruz. “başınıza gelen her musibet kendi yaptıklarınızın bir sonucudur” diyen ayetten haberimiz yok. “allah dilerse sizi yok eder, yepyeni bir halk getirir.” diyen ayetin hangi amaçla söylenebileceğini, bizi de muhattap alabileceğini hiç düşünmemişiz ki. varsa yoksa dış güçler, israil’in oyunu, abd’nin kirli politikası. hadi ya..

özetle gülyüzlüm, “islami eylem” dediği şeyin plajda bikiniyle dolaşan kadınlara “örtünün” diye broşür dağıtmak ve kafa kesmek arasında değişkenlik gösterdiği; islami eylemin gerçekte ne olduğundan habersiz, kuran’dan habersiz köle ruhlu insanların başkalarını köleleştirdiği, daha fazla rant sağlamak için din diye sarıldığı şeyde tahrifattan ve dahası onu imhadan asla çekinmediği bu zalim toplumlar elbet bir gün yeryüzünden silinecekler. musa’nın dediği gibi, “içimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak mı edeceksin?” dememek için hepimize ayrı ayrı sorumluluklar düşmekte. “ancak bilgi sahipleri aklını düzgün bir şekilde kullanabilir” der ankebut 43. ayet. her şeyden önce bilgi sahibi olalım, olmayanları uyaralım diyor ve sizi selamlıyoum.

sevgiler,
kardeşiniz ziegfiroyt